Kardeş Kıskançlığı

Kardeş Kıskançlığı

Kıskançlık sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanmamak olduğuna göre, sevginin varolduğu heryere girer. Çocuk için en değerli varlık anne olduğuna göre onu başkalarıyla bölüşmek kolay dayanılır bir duygu değildir. Hele küçük bir çocuk için kendisi varken ikinci bir çocuğa neden gerek duyulduğunu anlamak çok güçtür. Anne sevgisini yitirme korkusu, daha yeni bir kardeş geleceğini öğrendiği anda içini sızlatmaya başlar.

Yeni kardeşi dünyaya geldiğinde kafası sormaya korktuğu sorularla doludur. Evde esen bayram havası bebeği görmek için eve doluşan insanlar , “maşallah nur topu gibi çocuk “ gibi sözler çocuğun bütün korkusunu gerçekleştirmiştir: yeni kardeş onun gerçekten yerini almıştır. Bir süre duygularını içinde saklar. Bebeği sever, getirilen hediyelerle oyalanır. Birkaç gün geçince “bebek artık geldiği yere gitsin diye yoklama yapar.” Bebeğin geri gitmeyeceğini anladıktan sonra kıskançlık belirtileri su yüzüne çıkar. Bebek emzirilirken o da anne kucağına tırmanır. Bebeğin biberonundan emmek ister. Onun gibi kakasını, çişini kaçırmaya başlar. Yemeğini kendi başına yerken annesinin yedirmesinde direnir. Böylece kendini tahtından indiren yumurcağa benzeyerek annenin ilgisini üstünde tutmaya çalışır. Bebeksi konuşmaya özenir. İtmeler, vurup kaçmalar başlar. Bu davranışları karşısında çevreden sert tepkiler geldikçe pabucunun dama atıldığı kanısı iyice yerleşir. Bebekle doğrudan ilgili görünmeyen huysuzluklar, hırçınlıklar, tutturmalar, istedikleri yapılmayınca uzun uzun ağlamalar baş gösterir. Kimi çocuk kıskançlığı doğrudan açığa vurmaz. kardeşine büyük bir düşkünlük gösterir. Hatta herkezden çok onu sahiplenir. Bu durum anneleri sevindirir. Aslında çocuk kıskançlık duygusundan kurtulmuş değildir, içine atmıştır. Kıskançlığını dışarı vurursa annenin kendisinden büsbütün uzaklaşacağı korkusuyla onun yanında yer almayı yeğlemiştir. Gösterdiği sevginin yapmacıklığı ve aşırılığı bunun tam tersi olduğunu kanıtlar.

Kardeş kıskançlığının çok doğal olduğunu bilen bir anne bu belirtilerin uzayıp gitmesi önleyebilir. Anne sevgisini tümden yitirmediğini gören çocuk zamanla yatışır. Ama kardeşe karşı duyguları birden değişmez, dalgalanma gösterir. Zamanla kardeşe karşı olumlu duygular artacak, olumsuzlar azalacak ya da içe atılacaktır. Bu olay ancak çocuğun duygularının anlayışla karşılandığı evlerde gerçekleşebilir. Çocuk kardeşini sevmek zorundaymış gibi bir duyguya kapılmamalıdır. Olumsuz duygularını dışa vurunca suçlanmamalıdır. Kardeşimi hiç sevmiyorum diyen bir çocuğa “aman o nasıl söz, kardeş sevilmez mi “ demek çocuğun kardeşine karşı öfkesini bilemekten başka işe yaramaz. Bunun yerine “ ona kızmakta haklısın , beni de çok uğraştırıyor ara sıra ben de kızıyorum” demek çocuğun içine su serper. Olumsuz duygularının anlayışla karşılandığının görmek onu rahatlatır. Ama kıskançlığı toptan gidereceğini söyleyemeyiz. Önemli olan kıskançlık duygusunu yatıştırmaktır, ortadan kaldırmak değil. Çocuğun duyguları anlayışla karşılanırken kardeşine vurmasına izin verilmeyeceği de uygun bir dille anlatılmalıdır. Anne bebekle uğraşırken babasının da çocukla ilgilenmesi yararlı olur. Anne bebeği uyuttuktan sonra çocuğuyla ayrıca ilgilenmeli onunla vakit geçirmelidir. Ancak bunları yaparken de sevgisini kanıtlamak için aşırı bir çaba göstermesi gerekmez. Örneğin ; öteden beri kendi odasında yatan bir çocuğu kardeşi olduktan sonra anne-baba yatağında uyutmak gereksizdir. Anne-baba odasında yatan bir çocuğun bebek geldiğinde odasını ayırmak da o ölçüde sakıncalıdır. Oda ayırma işinin çok önceden yapılması gerekir.

Çocukla kardeşi arasındaki yaş farkı ne kadar azsa kıskançlığın o denli büyük olduğu doğrudur. Kendisi üç yaşından küçük olan, annenin bakımına gereksinimi devam eden çocuğun yeni gelen kardeşe tepkisi büyük olur. Oyun ve okul çağında kardeşler daha kolay benimsenir, ancak bu bir kural değildir. Durum çocuğa ve anne- baba tutumuna göre değişir.

Eğer sorunlar giderek artarsa çocukta hareketlilik , sürekli ağlamalar , iştah problemleri gibi depresif şikayetler , davranım sorunları hatta kişilik problemleri oluşabilir. Aile bu sorunu çözemediğini hissettiğinde bir uzmana başvurabilir.